Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 4,08 TL
1 € = 4,97 TL
174825 Ziyaretçi

Histeri Üzerinden Hipnozun Etki Yeri

HİSTERİ ÜZERİNDEN HİPNOZU VE ETKİ YERİNİ ANLAMAK

 

 

Öncelikle tekrar belirtmek gerekirse “ id – ego – süper ego ” ve “ bilinç – bilinç öncesi – bilinçdışı ” kavramlarının yerinin sol beyin olduğunu belirtmiştik. Problemi yaratanın sol beyin yine problemi çözmek uğruna işin içinden çıkılmaz hale getireninde sol beyin olduğunu da yazmıştık.

Histeride; hafıza kaybı, halüsinasyon, konuşma yitimi, uyurgezerlik, felç, bayılma, duyu kaybı veya vücudun çeşitli yerlerinde uyuşmalar ve hatta yatakta sırtüstü yatarken vücudu kaskatı köprü şeklinde tutma gibi tuhaf belirtiler olabilir. ( Dikkat; Bunlar aslında hipnotik fenomenlerdir ! )

Histeri kafa karıştırır, çünkü sinir sisteminin anatomisi ile uyum göstermeyebilir. ( hipnotik anesteside de durum böyle )

Charcot, hipnoz altındayken semptomların doktorun telkinleri ile bazen yok olduğunu, hasta hipnozdan çıktıktan sonra çoğunlukla bunların yeniden ortaya çıktığını gözlemledi.

Histeri, bilinçdışına itilen ve bastırılan travma ve duyguların bastırmadan bir açık kapı bularak beden üzerindeki yansımalarıdır. Problemin beden üzerinde kendini ifade edişidir.

Dolayısıyla bilinçdışının sol beyin işlevi olduğunu da doğrular niteliktedir. Sol beyin egoya zarar verecek bir duyguyu kendi yöntemi – problem çözme – önlem almaya çalışırken bastırmakta ancak bu bastırma kendine bir açık kapı bularak örneğin kol felci olarak beden üzerinden bir çıkış bulmaktadır. Yani sol beynin aldığı önlem kısa süreli çözüm gibi dursa da ilerleyen zamanda probleme problem katmaktadır.

Hipnoz altında iken doktorun telkinleri ile geçen bu histerik felç, aslında Hipnozun’da Sol Beyine Etki Yaptığını, “bastırmayı güçlendirdiğini ” ya da “ sol beynin sıkı otokontrol gücünü etkisiz kıldığı için sağ beyin aktivasyonuna yol açarak, sağaltımcı sağ beynin otonomik desteği ile sol ve sağ arasında dengenin yeniden tesisi ” ile histerik felci hipnoz altında kaldırdığını varsayabiliriz.

Bu durumda Hipnozun asıl etki yerinin sol ve bilinçli zihin olduğunu aynı zamanda sağ beynin iletişime daha açık hale geldiğini de düşünebiliriz. ( sol beynin baskısı ortadan kalktığı için )

Charcot hastanın kendi fikirlerinin felcin yerini etkilediğini gördü. Bir kişideki felçli bölgenin kimi zaman cetvelle çizilmiş gibi belli bir yeri etkilediğini, çünkü bu kişinin, uzvun bu noktada başladığını ya da bittiğini düşündüğünü belirtti.

Dikkat ederseniz, histerik kişinin düşüncesi yani algı çarpıtması histerik uzvun alanını belirliyordu. Buradan yine çıkan sonuç hipnozun sol yani bilinçli zihnin bir faaliyeti olduğudur.

Post hipnotik telkinlerle de felç yaratılabildiğine göre sol beyne yani bilince, kendisinin yaptığı gibi karışık işler verilebilmektedir.

Hipnoz sonrası telkinler alanlar gerçek histeri belirtileri verirken, hipnoz altındayken verilen telkinleri anımsayamamaktadırlar. Bu da bilinçli zihnin yani sol beynin bastırma mekanizmasından kaynaklanmaktadır.

O halde hipnoz sol beynin dirençlerini bay pas ederken, sol beyin üzerinden bedene sözlü hakimiyet kurabilmektedir.

Aynı zamanda hipnoz sol beynin sağ beyne ait baskılayıcı tutumunu da ekarte ederken sağ beyinden gelen imgelere açık kapı bırakabildiği gibi ( tıpkı uykuda olduğu gibi ) hipnoz altında aynı imgeler, metaforlar, anekdotlarla sağ beyni güçlendirebilmektedir. Bu da terapi de sağ ve sol beyin arasında dengenin yeniden tesis edilmesidir.

Freud’a göre bastırmaya tekrar bakacak olursak;

Travmatik ya da korkutucu anıların bilinçli zihinden uzaklaştırılmasıyla çatışma oluştuğu, bu çatışmanın zihnin hoş olmayan  bir duyguyu ifade etmek isteyen bölümü ile bu düşünceyi bir yere kapatmak isteyen bölümü arasında yaşanıyordu.

Bu çatışma sonucunda da bastırılan düşünce fiziksel bir eyleme dönüşüp konversiyonu oluşturuyordu.

O halde Hipnoz;

1-     Sol beyne ait bir işlevdir

2-     Sözlerle sol beyin aracılığı ile beden üzerinde hakimiyet kurar

3-     Sol beynin, bilincin baskıcı ve denetçi tutumunu ekarte ettiğinden sağ beynin de kapılarını açar. ( imgeler – rüyalar )

4-     Ve hipnoz uygun tekniklerle ( metafor, imge, anekdot, hikaye ) sağ beyni de etkileyebilir.

Yukarıdaki 4 maddede;  hipnozun asıl etki yerinin sol beyin olduğunu vurguladık. Ancak uygun tekniklerle sağ beyine de ulaştığını belirttik.

Bazı vajinismus hastaları diyor ki ben hipnoza’da da gittim. 5 seans, 8 seans hipnoz gördüm ama hem ödevleri yapamadım hem de  ilişkiyi yaşayamadım. Oysa Dr. Ulusoy Terapi modelinde hipnozdaki telkinlerden sonra verilen ödevleri yapabildiği gibi ilişkiyi de kısa sürede yaşayabiliyor.

Bu kıssadan hareketle sol beyne ait hipnoz ve sözlü telkinlerin etkinliğinin çok olmadığının deneyimle sabit olduğu görülüyor. ( Tıpkı histeride verilen telkinlerle trans altında felcin geçmesi ama transdan sonra felcin tekrarlaması gibi ) Oysa sağaltımcı sağ beynide içine alan telkinler içeren hipnotik terapi tekniği ise çözümü daha kısa sürede sunabiliyor. ( Erickson' da olduğu gibi )

Sonuç olarak hipnozun asıl etki yeri sol beyinde olsa, hipnotik terapideki sağaltımsal etkinlik asıl nereye hitap ettiğinize bağlıdır.